ISTANBUL deluxe · Ausgabe 4

Seiten 112 und 113

ISTANBUL deluxe, Ausgabe 4, Seiten 112 und 113
Kleine Vorschau der gedruckten Seite.

RrÖPORTAJ

MARCUS LOEVENFORST

‘‘Başarının sırrı iyi insanlarla çalışmakta’’

RÖPORTAJ AHMET BÜLBÜL FOTOĞRAF CEREN BETTEMİR

TürkçeGerçek bir şehir klasiği olan The Istanbul EDITION, Avrupa – Asya ekseninde, dünyanın en canlı kentlerinin birinin kalbinde yer alan seçkin bir otel. On beş katlı kulesinde 78 odası ve bütün bir katı kapsayan muhteşem çatı süitiyle The Istanbul EDITION, dinlence ve eğlence için çeşitli mekan seçenekleri sunan sofistike bir buluşma noktası. Otelde üç katlı ESPA SPA merkezi ve Cipriani Resataurant’ın yanı sıra Gold Bar, kabul salonu, gösterim salonu, toplantı stüdyoları, iş merkezi, etkinlik alanı ve gece kulübü bulunuyor.

İstanbul’a hiç gelmemiş, burayı hiç görmemiş birine İstanbul’u nasıl tarif edersiniz?

Sadece uçağa atlayıp gelin, görmeniz lazım derdim. İstanbul çok modern, sofistike ve metropol özellikleri gösteren, son derece yoğun bir şehir. Ulaşım kolaylığı deyince, haritaya bir baktığınızda İstanbul hemen tüm şehirlerin doğusunda ve Avrupa’nın herhangi bir önemli metropolünden buraya en fazla 2-3 saat içinde uçmak mümkün ki bu, bana göre, çok önemli

Ya Türk yemekleri?

Biliyorsunuz ben aslen Almanım ve geçtiğimiz 15 yıl boyunca Almanya dışında olmama rağmen, her köşede pizzacı ya da dondurmacılardan bile fazla sayıda dönerci olduğunu biliyorum. Ama bütün o etler, ızgaralar, sebzeler, bu lezzetler, bunlar benim tarzım yiyecekler. Kebap gibi geleneksel Türk yemeklerini çok seviyorum.

Türkler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkler ve aslında Türkiye’de İstanbul’dan başka hiçbir yeri görmediğim için İstanbullular son derece misafirperver insanlar. Arkadaş canlısı ve açıklar. Kiminle isterseniz konuşabilirsiniz. Şehir ve insanları son derece sofistike buluyorum. Gençlere ve aldıkları iyi eğitime bakıyorum; iyi üniversiteler, yurt dışı seyahatleri… Bu kent dünyanın herhangi bir yerindeki bir metropolden bekleyeceğiniz her şeye sahip. Bu da kentin en büyük artısı çünkü çevrenizde böyle insanlar varken bu şehirde, bu ülkede olmak çok kolay.

Lüks sizin için ne demek?

İnsanın zamanı olması lükstür. Ve bunu söylerken ciddiyim, şaka yapmıyorum. Bence günümüzde lüks herkes tarafından kendine göre tanımlanıyor. Benim için lüks, hiçbir şey yapmadan geçirebileceğim bir saatimin olması demek. Böylece o bir saat içinde ne yapacağıma da sadece ben karar veriyorum ki bu lükstür. Lüks aynı zamanda ne istiyorsan satın alabilme yeteneğidir. Markalardan söz etmiyorum; pahalı bir şey olabilir de olmayabilir de. Bugün artık bunun önem taşıdığını düşünmüyorum. Eğer kendi kararını verebilecek durumdaysan, dışarı çıkıp alışveriş veya ne istiyorsan onu yapma lüksünüz olur. Lüks budur. Ben böyle tarif ediyorum. Markalar arasında da lüks var, lüks markalar ve gerçekten hayranlık uyandırıcı ürünler var ama bu zaten ürünün kendi özelliği. Hobileriniz var mı? Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?

Golf oynuyorum. İstanbul’a geldiğimden beri hiç oynamadım ama yeniden başlayacağım. Kayak yapıyorum ve biraz da tenis oynuyorum. Sağlıklı yaşam... Benim yaşımda çok fazla kas yapıp şişmek istemezsiniz. Sonra bütün gardırobunuzu değiştirmek zorunda kalırsınız ve bu da pahalıya gelir. Ama haftada üç ya da dört gün, günde bir defa spor salonuna giderek kendinizi fit, atletik tutabilirsiniz. Bu vücudunuz için olduğu kadar beyninize de faydalı.

Kendinizi üç kelimede nasıl tanımlarsınız?

Yapamam… Kendimi üç kelimeyle tanımlayabileceğimi sanmıyorum. Ama galiba odaklanma yeteneği olan biriyim; hatta çoğu zaman inatçıyım. Bir de etrafımda iyi insanlar olsun isterim, çünkü başarılı olmak istiyorsanız böylelerine ihtiyacınız var. Artık tek kişilik gösteriler başarılı olamıyor. Altı, hatta yedi kelime oldu sanırım ama böyle.

İLKBAHAR 2013

SPRING 2013

TürkçeOtelin Genel Müdürü Marcus Loevenforst ile samimi ve bir o kadar zevkli bir İstanbul sohbeti yaptık.

Loevenforst Edition şirketine The Rizt Carlton Hotel Company’den geldi.

Bundan önce 334 odalı The Ritz Carlton Moskova’nın müdürü olarak otelin tüm günlük operasyonlarından sorumluydu. The RitzCarlton’da geçirdiği beş yıl boyunca Loevenforst idari müdür yardımcılığı, The Ritz-Carlton Bahreyn ve The Ritz-Carlton Berlin’in yiyecekiçecek müdürlüğü görevlerinde bulundu. Aslen Alman olan Loevenforst otelcilik sektörüne 1991 yılında Garden Hotel Krefeld’de adım atmıştı. Daha sonra InterContinental Hotels and Resorts’a katılarak 10 yıl boyunca Almanya’da Stuttgart, San Fransisco, Miami ve Toronto’da operasyonel pozisyonlarda görev aldı.

bir avantaj. Şehrin mutfağından, insanlarından da bahsederdim ve tabii tarihi bölgeleri de söylemek zorundasınız.

İstanbul’da sık sık gitmekten hoşlandığınız yerler var mı?

En sık ziyaret ettiğim tek yer tabii ki bu otel… Sık sık gittiğim tek bir yer değil de, bir – bir buçuk gün gibi bir zamanım olduğunda, ve hava da güzel ise, bisikletime veya arabama atlayıp su kıyısında olabileceğim bir yerlere gidiyorum. Biraz temiz hava almak için. Bu ne Moskova’da ne New York’ta ne de diğer büyük şehirlerde yapamayacağınız, farklı bir şey. Ayrıca bebek, Ortaköy, bilirsiniz, dolaşıp, etrafı seyredersiniz.

Özellikle Reina demiyorum çünkü herkesin Reina’yı bildiğini biliyorum. Çok da seviyorum; bu şehre ilk geldiğimde sık sık gittiğim ilk restoranım.

Vollständig gezeigt, wie veröffentlicht. Rechteinhaber, die eine Seite geändert oder entfernt haben möchten, schreiben an hello@lecity.org.