ISTANBUL deluxe · Issue 4

Pages 30 and 31

ISTANBUL deluxe, Issue 4, Pages 30 and 31
Small preview of the printed page.

TürkçeAeden,bebek oteli ,bebek parkı ,bebek kahvesi..bu saydıklarımız yillardır var olan bebek sakinlerinin her haftasonu uğradıkları önemli yerlerdir. Son dönemde ise popularitesinin artmasından dolayı yeni mekanlar ise, Lucca,Chilai,Divan pastanesi,bebek balikcisi,santral şarküteri ve butikler diyebiliriz.Bebekte hiç birsey yapmadan sahilde bankta oturup simitinizi alıp ,yatların yanında denizin dalgasında ip sesleri eşliğinde oturup dinlenmeniz bile yeterli olacaktır.

Bebekten çıkıp sahilden yürüdüğünüzde boğazın genişlediğini ,yoğun bir akıntı görüntüsü karşınıza çıkar işte orası Akıntıburnu dediğimiz boğazın en yoğun akıntı girdapının olduğu yerdir.Kuzeyden gelen sert poyraz yazın en sıcak zamanda bile inanılmaz bir rüzgar mutlaka olur..Bebeğin kuytu koyundan çıkıp birden sert rüzgarlarla karşılaşmak sizi canlandıracaktır.Ve tekrar başka güzel bir semtte geliyoruz,Arnautköy.

Arnautköy; Bebek ile Kuruçeşme arasında kalan tarihi açıdan önemli bir semt. Bizans döneminde Promotu ve Anaplus olarak diye bilinirdi.Ayios Mihael Kilisesi buradadir,Konstantinos tarafından yapıldığı söylenen kilisede önemli ikonlar bulunmaktadır ve Arnautköyün meşhur birçok kilise ve ayazması bulunmaktadır bu yüzdendir ki Melekler Koyu dendiği anlaşılmaktadır.tekrar bahsetmekten geçemeyeceğim Boğazın en kuvvetli akıntısı Osmanlı döneminde Rumlarca Megali Revmatu (Büyük Akıntı ) olarak anılıyor.Ayrıca İstanbul ‘un fethinden sonra rumlar bu akıntı burnundan türlü zahmetler çektiklerinden dolayi denizciler de buraya “Diabolugue revma” (şeytan akıntısı) adını vermişlerdir.Arnautköy ismini tam olarak nereden alındığı bilinmemekle beraber tahmini olarak 1453’te Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle semti korumak için görevlendirilen,arnaut asıllı yeniçerilerden alan mahalle 19.yy’in mesire yerlerinden biriydi.3.Selim dönemine bakarsak önemli yalıların hepsinde zengin rumlar oturuyorlardı. fakat sonra çıkan Mora isyanına rum zenginlerin destek verdiğini öğrenen 2.

Mahmut döneminde bütün rumların yalılarına el koyarak musevi ailelere devretmiştir ki, o zmanlar museviler ticaretin bütün kollarına sahiptiler ve daha sonra çıkan yangınlarda musevilerin çoğu Balat,Ortaköy ve Kuzguncuk’a taşınmışlardır. O zaman Şirket-i hayriyenin 1912’de yayinladığı boğaziçi salnamesinde baktığımızda kısmen poyraz aldığı ve gün doğusu rüzgarların açık olduğundan ötüru çıkan yangınlar genelde koyun tamamını etkisi altına almıştır.Arnautköy’ün başından çok şey geçmiştir.1955 teki 6-7 eylül olayları sonucu rumca konuşan gayrimüslim nüfusun çoğu başta Yunanistan olmak üzere dış ülkere göç etmişlerdir.bu olaylardan sonra Arnautköyun etnik yapısında değişiklikler meydana gelmiştir. Arnautköy’un önemli yerlerine bir göz atarsak , Ali Baba köftecisi,Arnautköy iskelesi ve Tevfikiye Camii ‘yi soliyebiliriz. Arnautköy deyince aklımıza ne gelir başka tabiki de çileği.Dağdan toplanmış ufak ufak lokum gibi çileği vardır Arnautköyun.her sene özenle toplanır pazarlarda satılır.peki meşhur arnautköy çileğinin geçmişi nasıldır .Ipsilantis ailesenin ilk çileği yetiştirmesinden önce üzüm bağlarıyla kaplı idi.Ipsilantis ailesinden bahsetmek istersek; Aleksandros Ipsilantis ,1726 yılında İstanbul’da doğmus,1774 yılında da Eflak Beyliği görevine getirilmiştir.Osmanlı –Rus savaşında Rus yanlısı olarak suçlanmış ve görevinden alınmıştır.bu olay sonrasında Avustralya’ya sığınmış,daha sonra 3. Selim ‘in kendisini affetmesiyle tekrar görevinin başına geçmiştir.işte üzüm bağlarının yerini, yerine çileğe bu sekilde bırakmıştır. Evliya Çelebi Arnautköy’un 17.yüzyıl manzarasından şöyle bahsetmektedir: ‘’Leb-i deryada bin kadar bahçeli mamur haneleri vardır ki cümle Rum ve Yahudi’ye mahsus olup cami,mescid,imaret yoktur.Bir küçük hamamı vardır.Dükkanları dar mahalde vaki olduğundan bağ bahcesi azdır.Ekmeği ve peksimeti beyazdır.Yahudileri sahib-i zevk ve ehl-i sazdır.Rum hıristiyanlarının ekseri kavmi Lazdır.Cemaati muslimini gayet azdır.”işte İstanbulun iki güzel görülmeye değer incisi Bebek ve Arnavutköy.

SPRING 2013

Türkçeşiyan’dan başlayıp,Bebeğe doğru sahil hattından yürümeye başladığımız da istanbul boğazının eşsiz güzellikteki yerlerinden birine geliyoruz..her sene baharın ilk belirtilerini Aşiyandaki erguvan ağaçları açtığında anlıyoruz..Nazım Hikmet Aşiyandaki evinde ‘’Sis ‘’ adlı resmini en iyi anlatan boğaz resmi diyebiliriz ..sahilden iyot kokusunu alarak yürüdüğünüzde Bebeğin canlılığını yavaş yavaş hissediyorsunuz.Bebek son zamanlarda ne kadar ismini magazinsel olarak duysakta geçmişte Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında önemli bir tarihe sahiptir.

Bebek’in önce tarihi geçmişinden bahsedelim;Hıristiyanlık öncesi dönemi zamanında Bebeğin adı ‘’Chilai’’ olarak geçiyormus ,daha sonra Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinde,rum balıkçı koyu olan Bebek ,Bebek Çelebi isimli askerden alarak günümüze Bebek olarak kalmiştır.2.Mehmet Rumeli Hisarı yapımı sırasında Bebek Çelebiyi tahin etmiş ,Çelebi semtte bir köşk ve bir bahçe kurduğu ,ölümünden sonrada semtin adi Bebek olarak kalmıştır.Rağbet görmesi 3.Ahmet dönemine rastlar.o zamanlarda tamamen sayfiye yeri olan bebek,sürekli yaşanılan bir mekan haline gelmiştir.Bu zamanda Bebek camii,Hümayunabad kasrı ayrıca gayrimüslumler birçok köşkler ,yalılar yaptırmışlardır.1863 lü yıllara bakıldığında Amerikalılarında semtte bulunduğu hatta Robert koleji ve Amerikan kız koleji ile bağdaştırabiliriz.1980 li yıllarda Boğaz tepelerinin korumalarını hızla başladıktan sonra iyice popüler bir mekan oluyor.Son dönemde Bebeğin popüler olduğu birçok mekan var bazıları Bebekle bütünleşmış eski dükkanlar, bazıları ise son dönemde ortaya çıkan lüks,şık mekanlar.Bebekle bağdaşan en önemli dükkan bence ; Bebek Badem Ezmecisi.Bebeğe geldiğinizde badem ezmesi almadan evinize dönmeyeceğiniz,bağımlılık yaratan tamamen doğal ve dükkan sahiplerinin yıllar boyu sahip çıktıkları önemli bir mekan.Daha sonra takip

İLKBAHAR 2013

2012

Shown in full as published. Rights holders who would like a page changed or removed can write to hello@lecity.org.